Sosyal Medyada Görgü Kuralları

İnternet önceleri bilgiye ulaşma şeklimizi değiştirdi. Ardından bizler kendi ellerimizle özelimize ulaşılma şeklini değiştirdik ve özel hayatlarımızı  herhangi bir vesile ile sosyal medya listelerimize girmiş diğer insanlara altın tepside dijital olarak servis etmeye başladık. Klasik etik ve görgü kuralları heyecanla birşeyler paylaşmaya çalışan biz garibanlara biraz yetersiz kaldı sanki.

Neyi nasıl ifade edeceğiniz tamamen size kalmış olmakla beraber, sosyal medyada uzak durmanız gereken 10 kusurlu hareketin listesini incelemek isteyebileceğinizi düşündüm 😉


BİR. Hiç bir şey kıllı ayak baş parmağınızın fotoğrafını İnternet’te yayımlamanızı haklı çıkartamaz. Bir Pazartesi sabahı plazanın asansöründe insanlarla göz teması kurmamak için telefonumdan facebook’a bakınıyor numarası yapıyordum. Liseden beri görmediğim ve aniden karşılaşsak ismini tek seferde söylemeye zorlanacağım bir erkek arkadaşımın, baskülün üzerine çıkıp büyük bir sevinç içinde gördüğü yeni kilosunu cümle aleme baskülün üzerindeyken çektiği fotoğrafla dünyaya duyurmak isterken kadrajı çepe çevre saran kıllı ayak baş parmaklarıyla burun buruna geldim. Sabah sabah görmek isteyeceğim en son şey kıllı iki çift ayak parmağıydı ve asansör seyahati benim için  bir anda eziyete dönüşmüştü. Sonrasında birkaç arkadaşımın daha tatile gittiklerinde şezlonga uzanıp manzaraya karşı gerine gerine koydukları manzara fotoğraflarında da yaşadığım travma kadar ağır olmasa da oldukça zor anlar geçirdim. 

Vardığım hüküm şudur, İnsanlar ayaklarını bir uzuv olarak gördükleri için ya fark etmiyorlar ya da kendilerini gaza getiren ister baskül’ün ister Marmaris’teki bir koyun görüntüsü karşısında önemsemiyorlar. Gerçek şu ki, kimse  ne yeni kilonuza ne de Marmaris’teki o müthiş koya sizin iki kıllı ayağınızın arasından çektiğiniz kadrajdan bakmak istemiyor. Kesinlikle uzak durun.


İKİ. Masa kurulmuş, haydariler, şakşukalar, pilakiler bir güzel yenilmiş, garson tabağı henüz değiştirmemiş bile ve ortaya şöyle yanar döner kuzu çevirme gelmiş. Hadi yapmayın afiyet olsun, ama kimse siz dışarıda tıka basa yemek yerken, evde oturup yarım sıyrılmış tabağınızı ve size içinde bulunduğunuz ortamın ve kokusunun verdiği etkiyle müthiş görünen besininizi görmekten etkilenmez. İlla ki masa resmi çekecekseniz ya kimse bir çatal almadan bir komposizsyon yapın ve çekin, ya da bekleyin masa toparlansın dostlarınızla gecenin anısına güzel bir resim çekin. Fotoğrafçılıkla ilgili orta seviye bilginiz yoksa emin olun elinizdeki o telefonla fotoğrafını çektiğiniz yemeğe siz de daha sonra baktığınızda burun kıvıracaksınız. Ufak bir tavsiye daha illa yemek fotoğrafı çekip yüklemek istiyorsanız, bunu facebook gibi genel bir ortamda değil, picasa, instagram gibi sadece fotoğraf paylaşım amacı olan ortamlarda gerçekleştirin. Hatta instagram’da yemek paylaşmak için geliştirilmiş instafood gibi uygulamalar var, bunları kullanın, dijital gustonuzun da geliştiğini insanlara gösterin.



ÜÇ. Bu tavsiye bayanlara. Lütfen konu ne olursa olsun, bir hemcinsinizin resmini, “Canım sen mutlu ol hep..” gibi hem devrik he de baştan aşağı riya ve kıskançlık kokan bir cümle ile sosyal medyaya yüklemeyin, ben bile anlıyorum, çok belli oluyor.

DÖRT. Kesinlikle ama kesinlikle, kimse ile ilgili hakaret, iftira, kinaye, laf çarpma gibi sonradan başınıza iş çıkartacak sözleri internet’te sarf etmeyin. Kimseden kastım hem özel hem de tüzel kişiler. Örnek, iki maaşınızı bir tur firmasına verdiniz ve aylardır beklediğiniz seyahate çıktınız, olaylar kontrolden çıktı ve rüya tur, eziyete döndü. Hakkınızı sonuna kadar arayın, bu kötü servisi size verenlerin burnundan fitil fitil getirin, ama kesinlikle, artık bıdı bıdı tura  binmeyin, gibi bir e-mail zincirinin başlatanı olmaya kalkmayın. Unutmayın bıdı bıdı turun da hakları var ve isterlerse markalarını bu şekilde kamu oyu önünde kötülediğiniz için bütün endirekt zararlarını sizden talep edebilirler. 

BEŞ. Sosyal medya hesaplarınızı ortak kullanılan cihazlarda açık unutmayın. Aksi takdirde Çarşamba öğlenden sonra patronunuzun istediği sunumu hazırlamanız gereken zamanda, evdeki 7 yaşındaki oğlunuzun like ettiği, hiç de yaşınıza ve duruşunuza uygun olmayan oyunların peşinde koştuğunuz imajı oluşturabilirsiniz.

ALTI. Ülke ekonomisi büyüyor. Havacılık endüstrisi rekabet ve teknoloji ile herkesin erişebileceği bir noktaya çoktan ulaştı. Herkesin 2 saat uçuş mesafesindeki İtalya’ya gidip, doğal olarak gözüne kestirdiği ilk restaurant’ta akşam pizza ya da spagetti sipariş etmesi an meselesi. Tamam İtalya’da spagetti de pizza da bir güzel, ama abartmayın. Ağzınızdan soslar aka aka spagetti yerken ki resminizi internet’e yüklemenin gerçekten başta size olmak üzere kimseye bir yararı yok.



YEDİ. Duyarlı bir vatandaş olarak haklarınızı sonuna kadar arayın. Saygı sınırları içinde istediğinizi eleştirin, beğenmediğiniz noktaları bağıra bağıra dillendirin ki değişime katkıda bulunun. Ancak kesinlikle gaza gelip şiddete teşvik edecek, kanunlarca suç kabul edilen eylemleri övecek söylemlerde bulunmayın. Unutmayın enter’a bastığınız anda yazdığınız her bir kelime bir daha silinmesi imkansız olan izler bırakır, anlık bir gaza gelmeniz sizi geri dönüşü olmayan bir sıkıntının içine sokabilir.




SEKİZ. Siz siz olun kimseye e-mail, sms, twitter, msn, facebook ve ne her ne ise, hiç bir şekilde kişisel olarak tehdit, küfür, aşağılama, ayrımcılık, hakaret anlamına gelebilecek bir ifade kullanmayın. Birincisi bu tip bir davranışı zaten sadece sosyal mecralarda değil gerçek hayatta da yapmanızın size faydası olmadığı gibi zararı olacağı kesin, ikincisi enayi gibi hırsınızı sosyal medyada çıkartmaya çalışmakla birine noterden gidip ben şahitler huzurunda bu kişiye hakaret demeniz arasında bir fark yok.

DOKUZ. Siz yapmazsınız ama ben yine uyarayım, sonra uyarmadı olmasın. Birçok sosyal medya uygulaması durum mesajı ile arama ekranını aynı ekranda sunuyor. Ufacık bir dalgınlık tüm bilinç altınızı dünyanın gözleri önüne serebilir. Eski sevgiliniz facebook’da mı, profili en son kullanım kuralları değişikliğinden sonra public oldu mu şöyle bir içini dışını araştırayım derken yedi düvele durum mesajı olarak onun adını soyadını vermek istemezsiniz sanırım. Aman diyeyim, arama satırına özel birşeyler yazıyorsanız o satırın doğru satır olduğuna iki kez dikkat 😉



ON. Biriyle bir çatışma yaşadığınızda en doğrusu direkt iletişime geçerek çözümü sağlamaktır. Direkt iletişime geçemiyorsanız vücut diliniz zaten devreye girerek karşınızdakine ve çevrenizdekilere bir şeylerin ters gittiğini siz istemeseniz de verecektir. Lütfen facebook sayfanıza girip, “Tanrım beni bu insanlarla mı sınıyorsun ?” “Kimseye güvenilmeyeceğini öğrendim, hala benim yüzüme nasıl bakıyorlar” gibi durum mesajları girip, altına meraklı dedikoducu arkadaşlarınızın “Hayırdır kuzum kim kızdırdı seni böyle” cinsinden gazlarına gelip kendinizi daha da patetik hale sokmayın. Hepimizin çatışmaları ve problemleri var, bunları internet’te ifşa etmenin reel bir faydası yok, sakin olun, konuşun ya da çatışın ama sosyal medyaya kendinizi meze etmeyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: