İstifayı Önceden Anlama Kılavuzu

İş hayatı da dünya gibi iki kapılı bir handır. Kimse çalıştığı yere kazık çakmaz ve eninde sonunda o müthiş planlar ve beklentilerle girdiği işinden ayrılır. Çok spontane verilmiş kararlar, aniden çıkmış fırsatlar ve sağlık, aile gibi mücbir sebepleri bir kenara bırakırsak çalışanlar için ayrılık kararları giriş, gelişme ve sonuçları olan ve her defasında son cümlesi “Ben ayrılmaya karar verdim.. ” olan bir hikayenin sonucudur.
 
İş hayatının en büyük paradokslarından biri insan idare sorumluluğunun, yani yönetici payesinin, adayların insan yönetebilme yetenekleri geri planda irdelenerek o iş alanında en uzman ve çalışmaya en hevesli olan adaya verilmesidir. Hal böyle olunca çalışanın ağzından çıkan “Ben artık ayrılmak istiyorum ” cümlesi bir çok tecrübesiz yönetici için hayretler uyandıran ve hiç beklenmeyen, ekibe ve şirkete atılmış bir kazık olarak algılanır. Oysa ki işten ayrılış süreci rahatlıkla önceden tespit edilebilecek ve her iki tarafın beraber çalışma arzusu ve karşılıklı iyi niyeti varsa temel bir takım iyileştirmeler yapılarak engellenebilir bir durumdur.

 

Eğer iş yerinde insan yönetme sorumluluğunuz ve aklınızda: 
 
– İstifa edip şirketten ayrılmayı kafasına koymuş çalışan önceden nasıl anlaşılır ? 
– Ciddi anlamda demotive çalışanları iş işten geçmeden nasıl fark ederim ?
– Bir çalışanın iş yerine bağlılığı nasıl anlaşılır ? 
– İstifa önceden tahmin edilebilir mi ?

gibi sorularınız varsa aşağıda sıraladığım “ayrılmayı planlayan çalışanlarda rastlanan belirtiler” listesi işinize yarayabilir. Dilerseniz bir göz atın.
 
Bir. İşine gücüne odaklanmış, çalıştığı kuruma göbeğinden bağlı çalışan, istifa edenlerle ilgilenmez, hatta onlara bir miktar gönül ve arasına mesafe koyar. Oysa ki kafaya gitmeyi çoktan koymuş çalışan için aynı durum geçerli değildir, kurumdan ayrılan her çalışan onun için, dış dünyaya tutsak tutulduğu yeri yetkililere bildirebilecek bir ulaktır. Hal böyle olunca, ayrılmayı kafaya koyan çalışan, istifayı vermiş çalışanla ilişkisini bir anda geliştirir. İstifayı vermişle verememiş bir anda kanka olacaklardır, gözlerinizi açarsanız onları bol miktarda beraber görebilirsiniz.
 
İki. İnsanlar farkına varmış olsunlar ya da olmasınlar, iş  yerinde geçirdikleri zamanlar, evlerinde uyanık geçirdikleri zamandan daha fazladır. Bundan sebep olmalıdır ki iş yerini benimseyen çalışanlar, çalıştıkları kübik, separtör, masa, oda her neyse kişiselleştirme eğilimine girerler. İş yapış şeklinde hız ve dinamizmi benimsemiş şirketler bu duruma çok fazla izin vermeseler de insanlar en azından çocuklarının eşlerinin resimlerini masalarına koyarlar. Ahalinin aksine bir çalışan kübiğini hiç kişiselleştirmiyor, ya da iş yerinde yaşadığı bir çatışmanın ardından bir anda kubiğinde temizlik operasyonuna girişiyorsa çalışanla iş yeri arasındaki bağlar giderek gevşiyor olabilir, yakında koparsa şaşırmayın.
 
Üç. Kurumuna göbekten bağlı çalışan için iş telefonu ayrı özel telefon ayrı diye bir kavram yoktur. Kendi özel telefonu zaten iş telefonudur aynı zamanda. Öte yandan gönlünün derinliklerinde çalıştığı yerden emekli olacağına inanmayan çalışan, kendini tek sim karta hayatta bağlamaz. Ayrıca telefonla iş yerine bağlılık arasındaki ilişki tabii ki sadece sim kart sayısı ile ters orantılı tutulamaz. Çalışanın kendisine gelen telefonları karşılama şeklini gözlemleyin. Genellikle çalışma arkadaşlarından gelen telefonların üçte birini açan, o zamanlarda da kendisinden istenilen işlere mümkün olan her türlü yokuşu yapıp, telefonu kapattıktan sonra sanki ulu orta söylenen bir profili, en kibar ve etkileyici ses tonuyla biraz da etraftan çok duyulmasın diye kısık bir şekilde rahatça konuşabileceği bir alana koştururken görürseniz, arayan çok büyük ihtimalle head hunterdır, yazın aklınızın bir kenarına.

Dört. Kadınlar hayatlarında birşeyi değiştirmeyi kafaya koyduklarında işe ilk önce saçlarını değiştirmekten başlarlar. Çalışanlardaysa bu davranış biçimi hışımla yıllardır masalarında birikmiş sektörel dergileri yırtıp, toplantılarda iç spiral çizerek ortamın bütün enerjisini soğurdukları ajandalarını çöpe atmak olarak ortaya çıkar. Gün ortasında yapılan geri dönüşüm operasyonları, geri dönüşü olmayan çalışanlara işaret edebilir, dikkat edin.

Beş. Özellikle holding şirketlerinin çalışanlarına özel olarak sundukları, belli ürünlerde indirim hakları vardır. Bir anda yıllardır bir tekine bile elini sürmediği personel indirimlerinin hepsini kullanmanın yollarını öğrenmeye çabalayan , hatta aynı holding firmasından personel indirimiyle araba satın almayı bir anda gündemin birinci maddesine yerleştiren çalışan, o arabayla rakip şirkete doğru yola çıkacak olabilir.

Altı. Aklına gitmeyi düşüren bir çalışanla, o harici hard disk mutlaka, ama mutlaka şirkete gelir, bir süre o masada kimseye çaktırmadan ama çok da umursamaz bir edayla takılır, sonra da geldiği gibi sessizce ortadan kaybolur. Ofiste ciddi bir film ya da oyun alışverişi söz konusu değilse siz siz olun o hard disk’e dikkat edin.

Yedi. Hiyerarşi doğal liderlik yoluyla değil de hayt huyt yoluyla kurulduysa, şirketten beklentinin kesilmesiyle beraber, üslupda bir rahatlama bir sallamama da anından baş gösterir. Sizler “sen”, bizler “ben”, evet tabi hemen yaparımlar, “yaptık ya kaç kez daha yapacağız”a dönüşüverir ister istemez. Çalışanların yöneticisine olan tutumunda net bir değişiklik varsa yakında ondan kurtulmayı ve ayrıldığında arkasından bir güzel konuşmayı kafasına koymuş olabilir , haberiniz olsun.

Sekiz. Uzun yıllar aynı şirkette çalışan personelin, bankada çok fazla parası birikmez ama, bankadaki para gibi kullanılmamış izinleri ve kıdemi birikir. Ortada fol yok yumurta yokken izinlerinin listesini çıkarttırmalar, benim birikmiş izinlerimi yanlış hesaplamıştınız demeler, varsa çalışan vakfındaki birikim sayfasına bakıp bakıp gündüz vakti rüyaya dalmalar, google’da 3600 gün 10 yıl kuralını aramalar sizi ne kadar huylandırsa azdır.


Dokuz. Ayrılmadan gıdısından şöyle son bir kez makas almak bizim kültürümüzde olan toplumsal tik, yani istemsiz davranıştır. Bunun kurumsal versiyonu, orta vadede şirketten ayrılmayı kafaya takmış personelin, işi ile hiç ilgisi olmayan sadece kendisine yatırım olarak kabul edilebilecek eğitim talepleridir. Örneğin tamamen operasyonel konularda uzman bir personelin bir sabah uyanıp MBA’a gitsek şirket karşılar mı sorusu bu duruma verilebilecek en net örnektir. Bu çalışan hemen ayrılmayacak olsa bile ciddi anlamda odak kayması yaşıyordur ve bulunduğu pozisyonda daha fazla uzmanlaşmak gibi bir iç motivasyonu kalmamış olma ihtimali çok büyüktür. Artık onunla ilgili kariyer planlaması yapma zamanınız gelmiş ve geçiyor olabilir haberiniz olsun.

On. Kim ne derse desin, kariyer yolları tıkanmamış sağlıklı bir organizasyonda bir çalışan için 2 üst yönetici, kendisinden daha az çalışıp daha çok para kazanan bir üst yöneticisi denilen engeli aşıp hem kalben, hem madden hem de organizasyonen bağlanılması gereken bir hedeftir. Bu durum kainattaki entropi kuralının iş hayatında vucüda gelmesinden başka birşey de değildir. Eğer işinde yetkin bir çalışan 2 üst yöneticisi ile bir araya geldiği ortamlarda sıkılmış bir ifade ile omuzlar öne doğru, kapalı bir vucut dili sergileyip, araya masa sandalye gibi engeller koyup toplantı boyunca arada çok dinledik gülüm biz bunları bakışları fırlatıp geri kalan vaktinde de yanında laf olsun diye getirdiği ajandaya spiraller çiziyorsa muhtemelen ne 1 üst yöneticisinden ne de onun üstünden en ufak bir beklentisi kalmamış ve ayrılış kararını çoktan almıştır, geçmiş olsun.

On artı bir bonus madde Her ne kadar iş hayatı yok sayma eğiliminde olsa da insanların ofis dışında özel hayatları vardır ve bu hayatın içinde kayıplar, hastalıklar, ölümler, düğünlerle uğraşıp dururlar. Özellikle bizim toplumumuzda bir çalışan hayatındaki önemli olaylara şirketi hiç karıştırmak istemiyorsa kayıp vakadır. Bunun en net örneği, kendi  nikahını şirkette mümkün olduğunca en az insana duyurarak yapan çalışanlar gelir. Bu tip çalışanlar için yapabileceğiniz tek şey, “Nikahına beni çağır sevgilim” şarkısını içinizden söylemektir 😉

Unutmayın, Einstein’a ithaf edilen ancak ilk olarak onun söyleyip söylemediği net olarak bilinmeyen bir söze göre “Herkesin içinde bir dahi vardır ancak bir balığı ağaca çıkamadığı için yargılarsanız, hayatını kendisini beceriksiz zannederek geçirir”. 

Ekibinize iyi davranın, onlar iş hayatında sizin herşeyinizdir.

Not: Bu yazı genellemeler içerir ve bütün genellemeler gibi bu genellemeler de genellikle yanlıştır. Ayrıca eskiden çalıştığım, şu an çalışmakta olduğum, gelecekte çalışacağım hiç bir kurum ve insanla ilgili değildir, tamamen hayal ürünüdür.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: