İzlediğim En İyi 10 Film

Uzun zamandır sayfamda kendimce en iyi ters köşe, en iyi ikinci dünya savaşı, en iyi gerçek hayat hikayesi, en iyi belgeseller, en iyi direniş, ve en iyi hayat dersi veren filmlerin listelerini yayınlıyorum.  Zaman içerisinde bu listelerin düzenli takipçisi dostlarımın oluştuğunu da büyük bir keyifle belirtmeden geçemeyeceğim. Belirli bir kategoride en iyi film listesi yapmak biraz daha kolay olsa da, izlediğim en iyi filmler listesini yapmaya niyetlenince  bu işin göründüğü kadar kolay olmadığını farkettim. Malum “neye göre en iyi film” sorusunun standart bir cevabı yok ve izlediğiniz yüzlerce film içinden en iyilerini seçmeye çalışırken zorlanmamak elde değil. 

Ruhumda açtığı yaradan mı, gözümden akıttığı damladan mı, suratıma attığı tokattan mı, içime saldığı korkudan mı, aklımdan günlerce çıkmamayı başarmasından mı, bana kattığı bilgiden mi, içimdeki bir yerlerde açık kalmış eski bir hesabı kapatmama yardımcı olduğundan mı, yönetmeninin manyaklığından mı, oyuncularının   performanslarından mı bilmiyorum ama, bence “Hayatımda İzlediğim En İyi 10 Film”i, yanlarında kendimce küçük notlarla aşağıda listeliyorum.

Unutmadan belirteyim, kişilik envanteri testleri nasıl insanların uygulanıldığı andaki iç resimlerini çekiyorsa, bu listede  bu yazıyı hazırladığım dönemdeki benim için en iyi 10 filmi içeriyor. Zaman geçtikçe herşey ve herkes gibi bu liste de değişmeye mahkum. Bu yüzden, zaman değiştikce, ben değiştikçe, liste de değişecek ve fırsat bulursam güncelleyeceğim, bakalım ne filmler girip ne filmler çıkacak… 
Bir. 12
Anadolu’da kendisini insan sarrafı olarak nitelendiren bir çok kişi vardır, bunların bazıları insanları tanımak konusunda iddia ettikleri ustalıklarını öyle ileri götürürler ki, karşısındakinin bademciğine baktıkları zaman bütün sindirim sistemini geçerek taa çıkışına kadar görebildiklerini iddia eden komik biraz da argo deyimi bulundukları yörenin ağzıyla patlatıverirler. Bu safca bilmişlik iddiası bir çoklarımız için geçerli olsa da, karşımıza çıkan biraz karmaşık olaylarda başta içimizde beslediğimiz ukala ya da koynumuzda beslediğimiz insanlar tarafından kandırılma ihtimalimiz hiç de yabana atılacak seviyede değildir.  12 verdiği bu değerli hayat dersini harika performanslar eşliğinde verdiği için gönlümdeki listede hep birinci sırada oldu.


İki. Die Welle

İnsan toplulukları ne koşullarda çığırından çıkabilir sorusunu uygulamalı bir şekilde öğreten ve bunu yaparken muhtemelen ortalama bir  siyasal bilgiler öğrencisinin oligarşi hakkında okulda öğrendiğinin fazlasını bir buçuk saate bakmasını bilen gözlere belleten, Alman sinemasının medar-ı iftiharı, iftiharla ikinciliğe yerleştiriyorum.


Üç.  Festen 

İskandinav sinemasını her zaman sevmişimdir, ancak Vinterberg’in Festen’in yeri bir başkadır benim için. 


Dört. Requiem for A Dream Topluma uyuşturucunun nelere mal olabileceğini tüm çıplaklığı ile gösterecek kadar cesaret ve açık yüreklilikle çekildiği, bu filmi izleyen ve bir zerre aklı olan her gencin uyuşturucudan ömür boyu uzak duracağına inandığım için listemin yüksek irtifalarındaki yere buyur ediyorum kendisini.


Beş. Before SunSet, Before Sun Rise , Before Mind Night 3’lemesi ancak içlerinden özellikle üçlemenin 2. filmi olan Before Sun Rise. Benim bu üçlemede en birincil olarak hayran olduğum ve dünyada eşi benzeri olmadığını düşündüğüm özelliği, projenin 2 müthiş oyuncu ve yönetmenle, neredeyse 20 senelik bir döneme yayılabilmiş olması. 2. hayran olduğum tarafı ise, Delpy’nin 2. filmin kapanış sahnesindeki müthiş Nina Simone taklidi. 


Altı. Decalogue

Sinema tarihinin tartışmasız, en tartışmalı eserine yer vermemek olmaz.



Yedi. Bir Zamanlar Anadolu’da  Nuri Bilge Ceylan’ın basit bir Anadolu muammasını bu kadar dünya standartlarında bir filme çevirip anlatabildiği için listemdeki güzel ülkemin güzel filmi olmayı hak ediyor bence.

Sekiz Woman in the Dunes

Bilmiyorum sizde var mı ama, bende yaşadığı çağın ötesine hiç düşünmeden geçebilecek rahatsızlıktaki insanlara büyük bir hayranlık var. 1960’ların Japon’yasında elinde böyle bir senaryo ile, abuk sabuk bir set inşa ettirip, bu filmi çeken Teshigahara’ya şapka çıkarmadan olmaz diyor ve listemde kendisine güzelinden bir yer veriyorum.

Dokuz Dönüş – Vozvrashchenie

Bu filmin listemde olmasının iki nedeni var. Birincisi, çok bilinmeyen iyi bir film olması. İkincisi de, filmler, hayattan birşeylerden etkilenirler, ancak bazı hayatlar, filmlerden etkilenip değişirler. Ne demek istediğimi merak edenler, filmi izledikten sonra filmin başrol oyuncularından Vladamir Garin’in hayatını araştırsınlar.

On the Doubt

Listenin en son sırasına bir filmi yerleştirmek inanın ilk sırasına yerleştirmekten çok daha zormuş. İnsan izlediği onca güzel film içinden bir çoğuna listenin son sırasına dahi olsa da giremez mi diye kendi kendi sorup duruyor ve gerçekten hak eden bir filmi dışarıda bırakmaktan endişe duyuyor. Ben de bu endişemi gidermek için, Streep’e olan hayranlığımı da bahane edip harika bir yol buldum ve listemin sonuncu sırasına the Doubt’u yerleştirdim ve endişemi harika bir endişe ile çözdüm 😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: