Tipik Esnaf Yalanları

Bizim toplumumuzda yalana kişisel bir ürünmüş muamelesi yapılıp, kendimizi bildiğimiz andan itibaren yalandan uzak durmamız gerektiğine dair telkinler verilip durulur.  Yalancının mumu, yalancı çobanın kendisine zerre kadar inanmayan köylülerin yardımlarını esirgedikleri için kurtlara yem olan koyunları gibi metaforlarla da beynimiz henüz  bakir bir tarla iken, yalanın zararlarına karşı yalandan programlanır da programlanır.

Tam da bize verilen talimatlara inanıp ütopik yalansız bir dünyaya doğru kendimizi hazırlarken aile içinde sinsi bir pazarlık ortaya çıkar. Yalan hepimizin bu zor hayatla başa çıkabilmemiz için dozunda ve yerinde kullanma hakkımız olan bir araçtır, tek bir şartla kesinlikle ve kesinlike aile içinde yalan söylememeliyizdir. Ailemizden ilk bu sinyali aldığımızda, muhtemelen anne ve babamız bizim hayal gücümüz ve zekamızla artık başa çıkamayacaklarını anlamışlar, hayatımızın her bir saniyesinde yanımızda olmak gibi motivasyonları ve enerjileri olmadığı için de, evladım bu hayatta yalan dışında her şey zaten yalan, ama bari bize söyleme de dış dünya ile mücademelimizde çekirdek aile olarak takım oyununu bozmayalım mesajı iliklerimize kadar işlemiş olur.


Bu arada yalan her zaman için bireysel bir ürün olarak kabul edilir. Halbuki tüm masallar gibi yalanlar da toplumun içinde nesilden nesile, kulaktan kulağa, kalanlardan göçenlere, göçenlerden çökenlere aktarılan bir olgudur. Toplumumuzun belli kesimleri belli kalıptaki yalanları, bozuk para gibi mal ya da duygu alışverişlerinde kullanırlar. 


Toplum kendini geliştiren dinamik bir yapı olduğu için, kendi içinde değişik fonskiyonlarda farklı yalan setlerini kullanır. Yalanları ingiliz dilinde, bad faith, barefaced lie, big lie, bluffing, bullshit, butler lie, contextual lie, economicail with the trruth, emergency lie, exegeration lie, fabrication, fib, half the truth, haystack answer, Jocose lie, honest lie, lie to children,  lying by omission, lying in trade, minimisation, misleading and dissembling, noble lie, pathelogical lie, polite lie, puffery, view from nowhere, gibi farklı kategorilere ayrılmış olarak bulabilirsiniz. Bizim dilimizde, beyaz yalan ki o da ithal edilmiş bir terimdir, büyük yalan, küçük yalan, gibi bir takım terimler olmakla beraber, aralarında en müstesna olanı küçük esnaf yalanlarıdır.


Hep bundan veriyoruz şimdiye kadar hiç şikayet eden olmadı. 


Kullanım yeri: Birilerinin hep ihtiyacı olan ve devamlı satılacak bir malın, hasbel kader bayiliğini alınmış ya da belli bir miktar stok yapılmış olanı için esnaf tarafından, alıcı tarafından kalitesi ile ilgili soru sorulduğunda gözü kapalı kullanılır. Şayet bunu söyleyen esnaf, mahalle esnafı değil, meskun mekanlardan uzak büyükçe bir çarşının esnafı ise, yani kimse  evinin önünden çıkıp, bu ürünle ilgili maraza çıkartmaya eminönüne gelmeye uğraşmayacaksa, bu daha da dikkat edilmesi gereken bir yalandır, zira esnaf sattığı malın dandik olduğunu bile bile teknik olarak doğruları yansıtan, ancak gerçeği saklayan bir yalan da söylüyor olabilir.

Pan zehiri: Bu yalan hepimizin zihninde olan, seçim yapmanın getirdiği huzursuzluğu, yani acaba yanlış birşey mi alıyorum, endişesini, ortaya kaldırma vaadi verdiği için neropsikolojik olarak üst düzey bir yalandır. Yani zaten duymak istediğimiz cevaptır ve genellikle yeriz. Ancak çok aşırı kalabalık mekanlarda, bir hafta sonra bile şayet otistik değilse sizi hatırlaması imkansız olan bir esnaf tarafından sarf ediliyorsa, aslında umutsuzca bu cevabı almayı bekleyen sizi rahatmak için söylendiğini var sayın ve ne istiyorsanız onu yapın.

Mozerella / Parmesan kalmamış o yüzden kaşar koymak zorunda kaldık.

Bu yalana, zaten mutfağına belli bir takım çeşitlerin dışında peynir sokmayan üst segment mekanları dışında tutayım, ülkemizin hemen hemen her türlü restorantında maruz kalabilirsiniz, tabi sırf canınız mozeralla çekti diye verdiğiniz siparişin ardından önünüze gelen tabakta sabah yaptığınız omlettekine benzer erimiş kaşarı görüp, garsonu çağırıp hakkınızı aramaya karar verenlerdenseniz. 

Pan ZehiriÖzellikle, insanların bolca bulunduğu cazibe merkezlerinde, rakiplerinden farklı bir konsept ortaya koymak zorunda kalan, hedeflediği müşteri ve fiyat aralığını italyan aşcısı varmış gibi yaparak tutturmaya karar veren mekanlarda menüde bu tip bir özellik varsa, sonradan çobanıngülü marka büfe tipi kaşarla yapılmış pizzaya dünyanın parasını vermek istemiyorsanız siparişinizi vermeden önce garsona menüde yazanla tabakta gelen arasında uyum olmasına ne kadar önem verdiğinizi hissettirin ya da baştan fantaziye girmeyin, standart birşey sipariş edip efendi gibi yemeğinizi yeyin derim.

Cenazemiz vardı


Kullanım yeri: Bu durumla genellikle, evinize yaptıracağınız dolabın parasını nakit olarak eline saydığınız esnafa işin söz verilen teslim tarihinden bir gün önce zihninizde, “aman daha önce aramayayım ne öyle adama güvenmiyormuş gibi olmasın”, “bugün arayayım ve iş bitti mi diye de sormayayım ayıp olmasın, yarın kaçta gelmeyi planlıyorsunuz ona göre evdekileri ayarlacağım dire endirekt bir soru sorayım” diye repliğinizi kibarca hazırlayıp aramanız, ve silsile halinde 3 veya 4 gün ulaşamamınızdan sonra  ilk ulaştığınızda aldığınız yanıttır. Herkesin yakını ölür. Genellikle çok yakını ölenlerin işe güce tekrar döneceği bile şüpheli olacağı için ailedeki bir akil işi ele alır, borç, harç, iş bekleyenlere ulaşır ve durumu izah eder. Diğer her türlü cenazeye katılmak için harcanan ön hazırlık herhangi bir düğüne katılmak için harcanan hazırlığın neredeyse beşte biridir. En azından cenazelerde ne giyeyim, çeyrek mi takayım, yarım mı takayım, topuz mu yapayım, kirli sakal mı gideyim  faslı yoktur. Dolayısı ile bir esnafın 5 gün telefonunuza çıkmayıp hiç birşey olmamış gibi cenazemiz vardı (ki burada çoğul konuşması da yalanın sorumluluğunu da  başkalarına atma çabasıdır esasında), demesi, aslında bir esnafta olması gereken dürüstlüğü çoktan gömdüğü ve üç kuruş fazla para kazanmak için size verdiği sözü yerine getirmektense, cenazesi var numarası yaptığı dönemde başka bir işi yaptığınının ilanından başka bir şey değildir. 

Pan zehiri: Hazırlıksız yakalanırsanız, önce bir güzel baş sağlığı diler bir de özür dilersiniz. Sonra dolabınız kurulurken size ne yalan salladığını hatırlamayan marangozun pişmiş tavırlarından kıllansanız da artık çok geçtir. Başa çıkılması en zor yalanlardan biri olan cenazemiz vardıyla gerçekten uğraşmak istiyorsanız şunları yapabilirsiniz. 

1. Gerçekten bir cenaze var mıydı, yok muydu konusunu ortaya çıkartmak için merhumla ilgili meraklı sorular sorun. Öncelikle neyin oluyordu deyin ? Ortada bir yalan varsa, attığı yalanın ters tepip gerçekten ölmesi durumunda vicdan azabının altına ezilme olasılığı olan değer verdiği insanlar kümesinden isim gelmez. 

2. Genellikle evlenme ile akraba olunan, enişte, eniştenin kardeşi, dıdısının dıdısı gibi isimler gelir. Bu durumda kaç yaşındaydı, ne iş yapıyordu gibi basit sorularla devam edin. Ortada yalan varsa konu genellikle burada hafif sinirli bir hamle ile kesilir. 

3. Aksine konu karşınızdaki tarafından uzatılıyorsa ki, ölüm travması yaşayan insanların karşılarındakine konu ile ilgili soran herkese anlattıkları bir küçük hikayeleri vardır, gerçek bir cenaze vardır demektir. 

4. Eğer karşınızdaki oyunu görüyor ve devam etmek için size yalan olduğu belli olan bir yanıt veriyorsa,  “onu çok sever miydin ?” gibi duygusal soru hamlesini yapın. Genellike bu soruya alacağınız cevabın otantik mi yapmacık mı olduğunu iç güdüsel olarak bilirsiniz.

Bize gelişi bu kadar / Sermayesi kurtarmaz İkilisi

Bu ikili en meşhur toplumsal yalanlardan biridir, yine pazarlık sırasında hoyratça kullanılır. Karşınızdaki satıcı bu işe tüm hayatını adamıştır, dolayısı ile bir malın satış fiyatının sadece malın geliş fiyatı ya da sermayesi ile belirlenemeceyeceğini, satın alma maliyeti dışında, lojistiği, depolaması, dükkan kirası, vergisi, elemanı, ssk’sı, dünya kadar ek maliyetin olduğunu, bir malı satın aldığı fiyata satmanın batmakla eş anlamı olduğunu gayet iyi bilirler. 

Pan zehiri: Siz malın satış fiyatının altında bir öneri ile satın alma hamlesi yapmışsınız, satışcı da size kibar olarak sana malı o fiyata satacağıma satmam daha iyi demiştir esasında. Gerçekten pazarlıkla bir noktaya varabileceğinize inanıyorsanız şakayla karışık pazarlığa devam edebilirsiniz. Karşınızdaki satıcının üst dudağı gerilmeye başlıyor ve dişleri çıkıyorsa birazdan sağlam bir küfür ya da azar yemek üzere olabilirsiniz dikkat edin.

Bunların Beyni Özel O Yüzden Pahalı

Psikiyatristlerin çoğu, sanırım insan denen yaratığın ne kadar arıza olabileceğine her Allah’ın günü tekrar tekrar tanık olmalarından olsa gerek, çocuk sahibi olmaktan uzak dururlar. Pediatristler ise, çocuk sahibi olduklarında, bebeklerinin en ufak bir ateşleri çıktıklarında ister istemez en ölümcül hastalığın semptomlarını gözlemlemeye çalıştıkları için, belki de köy yerinde saldım çayıra mevlam kayıra mantığıyla çocuklarını büyüten insanlara göre anne babalık hazzının onda birini alamazlar. Elektronik endüstrisi, dış ticaret, üretim vs. konularda biraz bilgi sahibi olan insanlar için ise, densiz tezgahtara bu niye diğerlerine göre daha pahalı sorusunu sordukları zaman, içindeki beyni özel o yüzden daha pahalı yanıtını almak ayrı bir eziyet konusudur. 
Pan Zehiri: Bu tip durumlarda en büyük pan zehir, kendi kendini sakinleştirmektir. Elektronik komponent denilen zıkkım, üreticilerin aylar öncesinden tasarımını, pazarlığını, satış sözleşmesini yaptıkları, aslına bakarsanız çok standart parçalar olmakla beraber, komodite mallar için çok da farkları yoktur. Bir satıcı size sattığı ürünün diğerlerine göre neden pahalı olduğunu, aletin teknik özelliklerine göre (çözünürlük, çıkış gücü, db, SNR, frekans aralığı, dpi, CPU hızı, RAM, HDD vb.) gibi izah etmek yerine sizi beyinsiz yerine koyup, cihazının olmayan beyni için bu tip bir benzetmede bulunuyorsa, sessizce uzaklaşın. Bu arada unutmayın, bu benzetmeyi oto tamircileri de sık sık kullanırlar. 

Evde Bebeğe Yedir Hiç Bir Şey Olmaz Abla

İşte en çok sevdiğime geldik. Bu genellikle, manav, pazarcı esnafı tarafından kullanılır. Verilmeye çalışan anlam, genellikle hijyen tijen tipler tarafından yöneltilen, bu domatesler hormonlu değil, değil mi sorusuna,  bu ürünün içinde en ufak bir hormon, tarım zehiri kalıntısı vs. olmadığıdır. 

Pan Zehiri: Bu ifadenin ne kadar dayanaksız olduğunu anlamak için büyük şehirlerde yaşayan milyonlarca insanı doyurmak için gıda üretim ve dağıtım zincirinin her türlü hormon,  ilaç ve koruyucu maddeye ciddi anlamda ihtiyaç duyduğunu hatırmalakta fayda var. Bunun dışında 

Geçenlerde Aynı Siteden Ünlülerden Bilmem Kim de Aldı. Ben Oturamasam da Kızım Oturur dedi.


Bu yalan genellikle, bir türlü son kararı veremeyen müşterinin, aslında cebinde o kadar para olmamasına karşın söz konusu olan yazlığı sırf statü atlama aracı olarak gördüğünü anlayan emlakçı esnafı tarafından karşısındakini boyundan büyük kredi döngüsüne ustaca ittirmek için kullanılır.

Pan Zehiri: Bu yalanın pan zehiri, irade, akıl, fikir denilen aslında hepimizin içinde kullanıma ve geliştirilmeye hazır bekleyen yeteneklerdir esasında. 

Bunlar Çiftlik Değil, Deniz, Doğal İkilisi
Özellikle balıkçı, pazarcı, manav gibi küçük esnaflar her ne kadar pazarlama işini belki akademik olarak öğrenmemiş olabilir fakat unutmayın aslında pazarlamanın uzmanı onlardır, çünkü onlar gerçek pazarde yetişmişlerdir. Kendilerince göre bir ürün yönetimi yaparlar ve premium fiyat koydukları ürünün, değer teklifinin de diğerlerine göre daha fazla olması gerektiğini hepimizden daha iyi bilirler. Dolayısı ile tezgahlarında sattıkları, süt, yumurta, balık, et ürünlerinde biraz daha yüksek fiyatla sattıkları ve al benisi daha fazla olan ürünlere tipine göre, bunlar çiftlik değil deniz, doğal, organik etiketlerini yapıştırıverirler. 

Pan Zehiri: Özellikle istanbul gibi sezonuna göre 15, 20 milyon insanı doyurmak zorunda olan dipsiz bir insan kazanında yaşıyorsanız, kendinize sormanız gereken ilk soru şudur. Deniz Çipurasını kim kaybetmiş ki ben bulacağım ? Bu soruyla uslanmayacak kadar hayalperestseniz şu yoldan devam edebilirsiniz. Eğer söz konusu olan balık ise, olta ile tutulmuş bir balığın endüstriyel balık üretim çiftliklerinde olduğu gibi uzun bir soğuk zincirle tezgaha ulaşamayacağı gerçeğinden yola çıkarak


1. Balığın gözlerine bakın, pırıl pırıl ve etrafı hafif kanlı mı ?
2. Ağzında olta yarası var mı, yoksa basitce kepçeyle mi toplanmış ?
3. Pulları parlak ve kuyruğu yumuşak mı ?
4. Solungaçları kan kırmızı mı ?

Bu arada ufak bir not, tabii ki sattığı ürünün menşei, özellikleri ile doğru dürüst bilgi veren bir çok şahıs ve kuruluş olduğunu da belirtmek gerek. Hayat bu, olur da half truth, minimising, exagerating gibi gerçeği çarpıtma yollarından biriyle karşı karşıya kalırsanız bunları aklınızın bir yerine not edin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: