Tamamen Irrasyonel Bir Konuda Doğruyu Bulan Adam – Victor Ganz a.k.a. Maldan Anlayan Adam

Sonuna kadar sağlıklı ve özgür olup da bir gün boyunca hiç bir şeye karar vermemek nasıl bir duygudur acaba ? Karar verme sorumluluğumuz sabah yataktan kalkışımızla başlıyor ve gün içinde başkalarının çok önceden verdiği ya da o an için vereceği kararlara çarpa çarpa akıp gidiyor. Tabii ki bu kararların bazıları kompleks çoğu ise biyolojik ve aynı gezegeni paylaştığımız başka canlılar da aşağı yukarı aynı seçimleri gün içinde kendi ortamlarında gerçekleştiriyorlar. Mesela bir maymun, yıllarca çalışarak biriktirdiği 200.000 doları bir gayrimenkula yatırıp yatırmamakla ilgili karar vermek zorunda kalmıyor. Halbuki bizler, verdiğimiz biyolojik kararları bir kenara bırakacak olursak hayatımızda, meslek seçmek, seçtiğimizi sandığımız aslında bizi seçen ama bizim onu seçtiğimizi bize ustaca inandıran eşimizle, evlilik adını verdiğimiz son derece bağlayıcı bir birliktelik kurmak, finansal birikimlerimizin büyük bir kısmını bir toprak parçası üzerinde biraz taş ve madenden oluşan bir yapıya yatırmak, inanç sistemi seçmek ve bu sistemin bizim gibi inanan diğer üyeleri ile birliktelikler oluşturmak ya da oluşturmayıp yanlız takılmak gibi bir çok majör kararlar alıyoruz ve aldığımız bu kararlar hayatımızın çok büyük bir kısmını şekillendiriyor.
İşin ekonomik teorilerine bakacak olursak, insanlar rasyonel veya irrasyonel bir şekilde karar veriyorlar. Aslına bakarsanız insanoğlunda irrasyonel karar verme mekanizması olmasaydı köklerini liberal ekonomiye dayandıran hiç bir kurum ayakta kalamazdı. Dan Gilbert’ın mutluluğun şaşırtan bilimi isimli konuşmasının 9. dakikasında söylediği gibi, “İçi Zen rahipleri ile dolu bir alış veriş merkezinin kar etmesi mümkün değildir” Bu konuşmayı baştan sona izlemek isteyenler yazının sonunda linkine ulaşabilirler.

 

Sırf üzerinde tasarımcısının isminin baş harfleri var diye bir çantaya saniye düşünmeden binlerce dolar para vermek, bir erkek için toplumu yaygın bir şekilde eline geçirmiş en belirgin irrasyonel davranış biçimlerinin başında sayılabilir.  Bu iddiamı özenle “benim için” diyerek öznelleştiriyorum  çünkü karşıma sağlam bir çanta meraklısı teorisyen çıkarsa konunun aslında kadınlar için son derece rasyonel bir durum olabileceğini savunup beni tükenmiş kelimeler ve karışmış bir kafa ile başbaşa bırakması mümkün. Bu noktada her ne kadar “Görecelik tek mutlaktır” aforizmasına selam çakmak şart olsa da günün sonunda hiç birimiz sabah yatağımızdan kalktığında, “bugün ne olursa olsun kimseyi ama hiç kimseyi verdiği kararlar yüzünden eleştirmeyeceğim, herkese ve her şeye sonsuz saygı duyacağım” diye kendi kendimize yemin etmiyoruz aksine çevremizdeki bir çok insanı sırf seçimlerinden ötürü bencilce ve bağnazca hem içimizden hem dışımızdan bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ile eleştririp duruyoruz.
Bu kadar girizgahdan sonra size son derece irrasyonel bir konuda müthiş rasyonel kararlar vermeyi başarabilmiş bir insanın hikayesini aktarmak istiyorum. Victor Ganz küçük bir aile işletmesi olan D.Lisner & Company isminde kostüm ve mücehver şirketini işletirken sanat eserleri toplamayı tutku haline getirmiş kendi halinde orta sınıf bir Amerika’lıydı. 1913 doğumlu Victor Wendell Ganz ve aynı yaşlardaki eşi Sally Ganz bir çok insan için ilk bakışta son derece irrasyonel sayılabilecek kararlarını verirken çok az insanda rastlanabilecek bir içgörüye ve de sanırım birbirlerine sonsuz bir şekilde güvendiler ve bir çok insan için deli saçması gibi görünen kararlarını gerçekleştirmek için birikimlerinin çok büyük bir kısmını gözlerini kırpmadan çok sıra dışı bir yolda harcadılar. Gençlik yıllarında Pescin gibi daha sonra modern Amerikan resminin örneklerinden olacak bir kaç ressamın eserini keşfetmiş ve sanata olan ilgisi zamanla bir tutkuya dönüşmüştü. Standart görünen bu hikaye Victor ve karısı Sally Ganz’ın bugün bir çok sanat otoritesi tarafından “Hiç bir zaman hata yapmamış kolleksiyoncular” olarak tanımlanmasına yol açacak kadar enteresan sonlanacaktı.

Ganz’lar, Japon’ların Pearl Harbour’u yerle bir edip, Hitler’in hem doğuya hem batıya saldırıp bekle Amerika sıra sana da gelecek dediği 1942’lerin Amerika’sında, başka hiç bir öncelik, dert, tasa yokmuş gibi Pablo adındaki bir adamın Le Réve ismindeki tablosunu gördüklerinde esere kelimenin tam anlamı ile vuruldular ve bugün bile hala bir çok farklı dünya algısındaki insan tarafından deli saçması olarak adlandırılabilecek bir resmi evlerinin duvarına asabilmek için, 300 dolar ev kirası verdikleri bir dünyada, 2 yıllık kiralarının toplamına denk gelen 7000 doları hiç düşünmeden denkleştirip verdiler.

Zaman içinde uslanmaz bir sanat kolleksiyoncusuna dönüşen Ganz’lar, sadece Pablo Picasso’nun dehasını çok erken keşfetmediler, aynı zamanda Jasper Johns, Robert Rauschenberg, Frank Stella ve Eva Hesse isimli, bugün dahi bir çok insana hiç birşey çağrıştırmayan çağımızın büyük ressamlarının eserlerindeki dehayı bu sanatçılar henüz kendi dünyalarında bile birer şöhret değilken farkedip, bu ustaların hem eserlerine hem de bu dostluklarına sahip olmayı başardılar.

Victor Ganz 1987 yılında öldüğünde Sally Ganz, muhtemelen miras vergilerini ödeyebilmek için hayat arkadaşı ile topladığı eserlerden sadece 12 tanesini Sotheby’s de açık arttırmaya çıkartmak zorunda kaldı ve 48 milyon dolar gelir elde etti. Sally Ganz 1997’de öldüğünde çocukları için veraset intikal vergisi neredeyse %60’lar civarındaydı ve 1941’den beri büyüdükleri apartman dairesinin salonunda asılı olan Le Reve dahil bir çok eseri üzerlerine geçirme şansları çok yoktu. Sally Ganz’ın ölümünü ve mirasının kimlere intikal edeceğini yıllardan beri çok titiz bir şekilde belirleyip ağızlarından sular akarak dünyanın dört bir köşesinden Ganz’ların birinci mirasçısı kızları Kate’e timsah göz yaşları dökerek baş sağlığına gelmeleri çok uzun sürmedi.  Kasım 1997’de Christies’de Ganz kolleksiyonu, önce tarihin en büyük kişisel kolleksiyonu olarak sergilenmeye başlandı ve yapılan bir seri açık arttırmayla yaklaşık 128 milyon dolarlık tarihin en büyük tek bir kişiye ait sanat kolleksiyon satışı olarak yeni sahiplerine ulaştı.

Ganz’lar başta Pablo Picasso olmak üzere çok limitli sayıda ressamın eserlerini, bu ressamlar dünya çapında ün kazanmadan çok önce keşfettiler ve ellerinde avuçlarında ne varsa bu eserlere sahip olmak için hiç düşünmeden harcadılar. Hayatları boyunca bir çok müzenin ve sanat kurumunun üst kurullarında yer aldılar ve sanat otoriteleri tarafından, hiç hata yapmayan kolleksiyonerler olarak haklı bir ünvanla hala anılıyorlar.

Ganz kolleksiyonu, satışının gerçekleştiği 1997’ye göre normalize edilmiş satın alma maliyetleri ile  4.9 milyon dolara alınmış ve yaklaşık 206 milyon dolara satılmıştı.  Bu arada Ganz’ların 7000 dolara satın aldığı Le Revé daha sonra 140 milyon dolara satılarak dünyanın en pahalı resmi olarak tarihe geçecekti.

Daha sonra Victor ve Sally Ganz’ın kızı Kate anne babasının hikayesini BBC’ye şu şekilde anlatacaktı,

http://youtu.be/ET5pvDI-TOY?t=47m35s

Madem hepimiz insanız ve irrasyonel kararlar almak doğamızda var, umarım hepimiz Ganz’lar kadar zevk sahibi ve şanslı oluruz.

Bonus içerik: Dan Gilbert Surprising Science of Happiness isimli TED konuşması.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: